Derin Düşünce
mutluluk sarhoşuyum şimdi denilen şu mefhumda
yüreğim çığlık çığlığa mutluluk diye,
üstelik yükseklerde ve haddini aşan zıttına meyleden bir duygu durumu da değil.
huzura yakın, canlılığa, yaşama yakın bir yerdeyim ve çok mutluyum.
gözlerimi kapatmak ve soyutlanmak istiyorum içinde bulunduğum alışılagelmiş yaşamdan.
bedenim bir duraktan diğerine varacak olan bir hız treninin içinde oysa.
fakat ben gözlerimi kapatıp yüreğinin derinliklerinden bana fısıldayan huzura göz kapamak istiyorum.
biteceğinden değil bu bitmeyecek sonsuz bir haz fakat üzerini kapatacak, sahte yaşamlarla bulanacağından, bu arılık halinden bir şekilde uzaklaşacağımı bildiğimden, gözümü kapamak onu hissetmek, bir ucundan diğerine bütününü keşfetmek ve zihnimde edindiği yeri hafızama kaydetmek istiyorum. ilk defa diyemeyeceğim fakat yaşam yolunda pek az denecek vakitlerde üzerindeki tüm ölü toprağını atan ve böylesine öze ulaştığım nadir anlardan birindeyim.
mutluluk sarhoşuyum en basit tabiriyle.
yüreğimin dışa taşan dalgalarını ve özgürleşme çığlığını duyuyorum. işte buradayım deme şekli bu bana.
yaşamak nimetini görüyorum ve bana bahşedilen insanlığın tadını alıyorum tüm hücrelerimle.
bu hazzı nereye koyacağımı onunla ne yapacağımı yahut ne olacağını düşündüğümde bana bahşedilen bu madeni işleyen bir zihinle dönüştüreceğim, maddenin tezahürünü gözlerimle göreceğim bir varlığa dönüştürmenin isteğini duyuyorum yüksek perdeden. sarf edilen çabanın tek yakıtı bu kaynak; harekete geçiren itici güç, hayata bağlayan kuvvetli bir bağ, ruhu saran bir güven çemberi.
bir parçası evreni var eden enerjinin ve sana var edebilmenin kapılarını açıyor. bir taşı bir taş üzerine koyabilmenin gücünü yahut dünyaya bir can getirebilmenin yollarını mümkün kılıyor.
böylesine derinlerde ve kıymetli olan bu öze ulaşabilmenin sarhoşluğundayım işte tam şu anda.
varlığım ve insanlığım için yaratıcıma sonsuz şükranlar sunarken ve onu anlayabilmenin çaresizliğinde kıvranırken sanki ruhuma ulaşmış bir ok içindekini dışarı sızdırdı ve zihnimin karanlığının gözü kamaşır oldu ışıktan.
ruhum sonsuz ışık huzmesini barındırırken içimde ben onu bedenimle kuşatmış, bana sunduğu dayattığı tüm anlamlar ve kültür denen kavram karmaşasının topraklarını üzerime atmışım.
kendimi kendi içime hapsetmişim.
işte tüm bunları aşarak ruhuma saplanan derin düşünce okları ve bu düşüncelerin kendine yer bulduğu başka bir zihnin varlığında bahsettiğim arılıktan bir nebze olsun dışarı taşırabildiğim enerjinin varlığını anımsadım bugün.
ne muazzam bir tat bıraktı dimağımda. bir öğretmenin öğrencisiyle yaptığı derin düşünsel konuşmalara tarihin bir zamanlar tanıklık ettiğini biliyor olsam da (sokrates ve platon örneği gibi) bunun içinde var olabilmenin tadının böylesine lezzetli olduğunun farkında değildim.
bugünün yaşanmasına vesile olan, benim parçası olduğum enerji bütününün de bir yaratıcı olduğunu düşündüğüm bu denklemde kendisine teşekkürlerimi sunmak, daha da hayran olmak ve hamdetmek, ölümlü ve kısıtlı bilgisiyle insan olan bendenizden oldukça beklenecek makul bir davranış.
işte ben bugünden, varlığımdan ve varlığımın sebebinden ziyadesiyle memnunum.tüm şükranlar şüphesiz ki O’nadır.
Yorumlar
Yorum Gönder