Kopmuş Kıyamet

o akşam karanlığında yürürken tamam dedim kendime. geldi o an. havada kokusu var. her şey sessizliğe suskunluğa bürünmüş. cami avlusunda yürüyorum.tamam dedim kopacak birazdan kıyamet. kaçınılmaz son. 


ilk aile geldi akla. insan felaketlere yalnız yakalanacağını düşünmezmiş. onu farkettim.


elden bir şey gelmez. ha koptu kopacak çok az kaldı. hissediyorum. dursam geri dönsem yetişemem ardımda kalanlara. dursam beklesem. ya yanıldıysam? yürümeye devam ettim sonra. kaçış yok. yakalanacaksın elbet. yürüdüm. hâla yürüyorum. yer yarılmadı. ya da gökten düşmedi meteorlar. yürüyorum. kimseden gelmiyor çığlık sesleri. yürüyorum. hava hâla aynı. kıyamet havası. sessizlik hâla aynı suskunlukta. burası hiç böyle sessiz olmazdı ki. hâla ses seda yok. 


yürümeye devam ediyorum. ayağımın altından yeri bedenimin üstünden göğü çekiştirmiyor kimse. yürüyorum.


ruhum ise öylesine çökmüş ki yere. ayaklarım sürüklüyor ruhumu peşine. içim sürükleniyor. o an anladım. kıyamet kopmuş meğer. ben dışında kimseye bir şey olmamış. herkes kaldığı yerden devam ediyor. tek çakılı kalan ruhum olmuş. yer yarılmış gök inmiş. içimde kopmuş kıyametler. kendimin sonu gelmiş. kaçınılmaz son. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Gece

Yaşam ve Ölüm dizili mısralar

İyilik Felsefesi