Kayıtlar

Gece 2

​ aynı salıncakta, hoş bir bahar esintisi ve aynı melodiyle sallanıyorum. geçmişi yad ediyorum yitirilen dostlukları… anlamlı sahneler canlanıyor gözlerimin önünde, anlamsızca boş bakışlarım üzerinde. o gece geliyor aklıma, yan tarafımdaki binada yanan ışıklar, gecenin karanlığı yok. yer yer ışıkların aydınlattığı yer yer karanlıkta da değil salıncaklar. ılık bir esintiyle bir ilk bahar akşamüstüsü. babalarıyla top oynayan çocukların çığlıkları eşlik ediyor bana ben hiç babamla top oynamadım ve artık babam da yok benim. ayaklarım uyuşuyor yine salıncaktan ve okşuyor ruhumu melodiler bu notalarda söz sahibiydim bir zamanlar şimdi uzakta, bilinmez diyardalar. özleme dair kırıntılar birikiyor kalbimin ücra köşelerinde geçit vermiyorum zihnime bedenime işlenmelerine özlemden sevgiden umutlardan korktukça kaçmaktayım gönlüm bir darbe daha almasın diye yitirdiğim çabaların peşinde bi çare haldeyim. elimde sadece iyikilik bir ben var  iyi ki de var. yeniden çıkılacak yollarım bilinmeyen d...

Gece

yer yer canlı ışıkların aydınlattığı yer yer karanlıkta kalan bir parktayım salıncakta hava soğuk  ellerim soğuk salıncağın çocuklar için güvenlik kısmı bacaklarımı eziyor kendi ağırlığım suçlusu çocukluğumun haddini aşmışım da utanmadan hala medet umuyorum salıncaklardan ve en çok benim hakkım salıncaklar ellerimi daha da üşütüyor demirler paslı olmaları yetişkin zihnimde üstüme bulaşmasından çekiniyor, fakat ayaklarım kesiliyor yerden içimden actırken tat ver bir sızı geçiyor Kulağımda hoş bir melodi sağ tarafımda yüksek binalar, binaların birinin yüksek katlarında yanıp sönen renkli küçük ışıklar bana çocukluğumu anımsatıyor çocukluğun pürüzsüz coşkusunu, saf heyecanlarını, sevinçlerini ve neşesini ışıkların büyüsüyle kapatıyorum gözlerimi ve duyuyorum sesini çocukluğumun ayaklarım değmiyor yere,  gönlüm değmiyor derde.  bir tebessüm geliyor yüreğimin derinliklerinden. açıyorum gözlerimi  çocukluğumu arıyorum karşıma çıkacakmışcasına.  önümden yürüyüp geçişin...

Derin Düşünce

​ mutluluk sarhoşuyum şimdi denilen şu mefhumda yüreğim çığlık çığlığa mutluluk diye, üstelik yükseklerde ve haddini aşan zıttına meyleden bir duygu durumu da değil. huzura yakın, canlılığa, yaşama yakın bir yerdeyim ve çok mutluyum. gözlerimi kapatmak ve soyutlanmak istiyorum içinde bulunduğum alışılagelmiş yaşamdan. bedenim bir duraktan diğerine varacak olan bir hız treninin içinde oysa. fakat ben gözlerimi kapatıp yüreğinin derinliklerinden bana fısıldayan huzura göz kapamak istiyorum. biteceğinden değil bu bitmeyecek sonsuz bir haz fakat üzerini kapatacak, sahte yaşamlarla bulanacağından, bu arılık halinden bir şekilde uzaklaşacağımı bildiğimden, gözümü kapamak onu hissetmek, bir ucundan diğerine bütününü keşfetmek ve zihnimde edindiği yeri hafızama kaydetmek istiyorum. ilk defa diyemeyeceğim fakat yaşam yolunda pek az denecek vakitlerde üzerindeki tüm ölü toprağını atan ve böylesine öze ulaştığım nadir anlardan birindeyim. mutluluk sarhoşuyum en basit tabiriyle. yüreğimin dışa taş...

Baba

 K armakarışık duygular içerisindeyim bugün. Yazmayı günlerce hatta haftalarca ertelediğim üzerine tozlar yağmış duygularımı dökeceğim bu satırlara. Zira karmakarışığım. Önümü ardımı göremiyorum.   Nereden başlasam nelerden bahsetsem bilmiyorum ancak gün yüzüne çıkmalı ya gömdüklerim. İçimde sancılar olmamalı kalbimi artık rahat bırakmalılar.   Dişlerimi sıkarken buluyorum kendimi son zamanlarda. Uyurken de değil üstelik gün ortasında rasgele bir işle ilgilenirken ya da hiçbir şey yapmazken.   Bilmiyorum nedir nedeni? Satırlarda aramaya geldim yine kendimi. Biliyor musunuz ben çok severim yürümeyi. Keşfetmeyi. Ormanları yeni yerleri. Bunlardan ibaretim diyecek olsam geriye kalanlara ne demeliyim bilmiyorum. Zira şu 23 yıllık hayatımda ne kadar yürüdüm ne kadar keşfettim   onu da bilmiyorum. Fakat bana yetmedi.   Bundan eminim ve eksikliğini hissediyorum. Biraz imkanların izin vermeyişi biraz da önüme engellerin dizilişi sebepti buna. Kalan uygunlukta da eli...

İki Çocuk

​ Ben, büyümek yoluna karşılaştım insanın içinde bir çocuk olduğu inancına. Herkeslerce kabul gören bir inançtı bu. Sorsak kimilerine biz hiç çocuk olmadık derler. Sorsak kimilerine biz hep çocuktuk derler. Peki ya kimdir bu çocuk? Ne yer ne içer? Nereyi mesken tutmuştur? Bildiğimiz çocuklar gibi midir yoksa onlardan ayrılan özelliklere mi sahiptir? Peki nerededir o çocuk? Ben, bir çocuk tanıdım. Düşleri denizler, dalgalar, deniz kabukları olan. Ondan uzakta ama onunla muhabbet içinde yıldızları olan, ağaçlara içtiği sudan ikram eden bir çocuk tanıdım.    Ben, bir çocuk tanıdım. Düşleri mezarlıklar, topraklar ve ölüm olan. Ondan uzakta onunla muhabbet içinde azraili olan, canını yakana bir diğer canını ikram eden bir çocuk tanıdım.  Her iki çocuğun eş zamanlı akan göz yaşlarına şahit oldum. Her iki çocuğun bir çınar gölgesinde yan yana oturduğuna şahit oldum.  Yaşamak savaşında herkesi karşı karşıya getiren hayat, onları yaşlarının hatrına yan yana getirmişti o gün....

Kopmuş Kıyamet

​ o akşam karanlığında yürürken tamam dedim kendime. geldi o an. havada kokusu var. her şey sessizliğe suskunluğa bürünmüş. cami avlusunda yürüyorum.tamam dedim kopacak birazdan kıyamet. kaçınılmaz son.   ilk aile geldi akla. insan felaketlere yalnız yakalanacağını düşünmezmiş. onu farkettim. elden bir şey gelmez. ha koptu kopacak çok az kaldı. hissediyorum. dursam geri dönsem yetişemem ardımda kalanlara. dursam beklesem. ya yanıldıysam? yürümeye devam ettim sonra. kaçış yok. yakalanacaksın elbet. yürüdüm. hâla yürüyorum. yer yarılmadı. ya da gökten düşmedi meteorlar. yürüyorum. kimseden gelmiyor çığlık sesleri. yürüyorum. hava hâla aynı. kıyamet havası. sessizlik hâla aynı suskunlukta. burası hiç böyle sessiz olmazdı ki. hâla ses seda yok.  yürümeye devam ediyorum. ayağımın altından yeri bedenimin üstünden göğü çekiştirmiyor kimse. yürüyorum. ruhum ise öylesine çökmüş ki yere. ayaklarım sürüklüyor ruhumu peşine. içim sürükleniyor. o an anladım. kıyamet kopmuş meğer. ben dışın...

Gölge

 Her bir duygu böylesine acı içinde geçerken ruhuma nasıl suçlayabilirim hiçbir şey hissetmiyor oluşunu Ruhumun ışığı geçirmeyişini, bir tebessüme yeşertmediği o toprakları nasıl suçlarım Yalnızca yaşların aktığı bir karanlıkta hiçbir çiçeğin açmamasını nasıl yanlış bulabilirim Gözlerimin önünde yaşanan onca kargaşayı nasıl izah edebilirdim kalıcı hasarlar vermeden ruhuma Yapamazdım. Yapamadım. Ruhum karanlıklar altında kaldı bir başına. Hiçbir ışık huzmesi giremedi içeriye bir duygunun varlığıyla yalnızca o harabe odanın dışında akan yaşların sesini işitti  Korktu bu hayatın onu yutmasından, sonsuza kadar silmesinden. Sindi bir köşeye ve hiç ses çıkarmadan bekledi. Karanlıklara dahi saldırdılar. Dışarıda kalmadı yalnızca o gürültü.  Yardım isteyecek kadar bile sesi çıkmadı ruhumun .  Köşesine çekildiği yerde öylece yığılıp kaldı..